e
Banner


SGS TransitNet ağır nakliyecilerin sahadaki yükünü paylaşıyor
SGS TransitNet Genel Müdürü Mine Kaya, Ağır Nakliyeciler Derneği (AND) ile gerçekleştirilen iş birliği kapsamında; gümrük, transit ve operasyon süreçlerindeki yükü taşımacılarla birlikte yönettiklerini söyledi. Kaya, YYS ve İzinli Gönderici yetkileri sayesinde bekleme sürelerini azalttıklarını, evrak ve prosedür süreçlerini kolaylaştırarak ağır nakliyecilere daha öngörülebilir maliyetler ve daha hızlı operasyon imkânı sunduklarını vurguladı.




sgsSGS TransitNet’in Türkiye’de ilk YYS ve İzinli Gönderici yetkisine sahip olması, gümrük ve transit süreçlerinde müşterilerinize ne avantajlar sağlıyor? 
SGS TransitNet olarak Türkiye’de sahip olduğumuz YYS (Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü) ve İzinli Gönderici yetkileri sayesinde, ihracatın yoğun olduğu gümrük idarelerindeki işlemleri kendi tesislerimizde gerçekleştirebiliyoruz. Bu yapı, ihracatçı ve taşımacı firmaların gümrük sahalarındaki operasyonel yükünü önemli ölçüde azaltırken, süreçlerin çok daha hızlı ve kontrollü ilerlemesini sağlıyor.
Özellikle Muratbey ve Kapitan Andreevo’da uyguladığımız yeşil mühür ve geçiş önceliği avantajı sayesinde, sınır kapılarındaki bekleme sürelerini minimum seviyeye indiriyoruz. Bu da taşımacı firmalar için zaman tasarrufu sağlarken, araçların daha fazla sefer yapabilmesine dolaylı olarak katkı sunuyor. Aynı zamanda iç gümrüklerde yaşanan yoğunluklar göz önüne alındığında, işlemlerin tesislerimizde hızlı şekilde tamamlanması ciddi bir operasyonel avantaj yaratıyor.
Bugün geldiğimiz noktada yalnızca Türkiye merkezli değil, farklı ülkelerden çok sayıda taşımacı ve lojistik firmasına hizmet sunuyoruz. Hizmet ağımızı sürekli genişleterek daha fazla ülkeye ulaşmayı, tesis kapasitemizi artırmayı ve farklı gümrük noktalarında benzer yapılar kurarak işlem hızını daha da yukarı taşımayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda, sektöre sağladığımız katkıyı sürdürülebilir şekilde büyütmek için çalışmalarımıza devam ediyoruz.
 
‘ZAMAN VE MALİYET AVANTAJI SUNUYORUZ’
Ağır Nakliyeciler Derneği (AND) ile gerçekleştirdiğiniz iş birliği, bu segmentte faaliyet gösteren firmalara ne gibi somut maliyet ve zaman avantajları sunuyor?
Ağır Nakliyeciler Derneği (AND) ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği sayesinde, bu segmentte faaliyet gösteren firmalara somut maliyet ve zaman avantajları sunmayı başardık. Dernek üyesi firmaların operasyonel bekleme sürelerinin azaltılması, evrak ve prosedür süreçlerinin daha etkin yönetilmesi ve optimize edilmiş fiyatlandırma avantajlarıyla firmaların hem maliyetlerini düşürmelerine hem de teslim sürelerini kısaltmalarına katkı sağladık.
Aynı zamanda tek noktadan koordinasyon ve hızlı aksiyon kabiliyeti sayesinde, ağır nakliye operasyonlarında yaşanabilecek zaman kayıplarının önüne geçildi. Kısacası AND ile olan iş birliğimiz, üye firmalara rekabet gücü kazandıran; daha öngörülebilir maliyetler ve daha hızlı operasyonel süreçler sunan bir yapı oluşturdu.
 
2026 yılı için “hız ve yeşil dönüşüm” vurgusu yapıyorsunuz. Bu dönüşümün özellikle transit ve gümrük süreçlerine etkisini nasıl görüyorsunuz?
2026 yılında “hız ve yeşil dönüşüm”, özellikle transit ve gümrük süreçlerinde dijitalleşme ve sürdürülebilirlik ekseninde önemli değişiklikler yaratacaktır. Evrak süreçlerinin daha fazla dijital ortama taşınması, yapay zekâ destekli kontrollerin ve ön beyan sistemlerinin yaygınlaşmasıyla işlemler hızlanırken, bekleme süreleri de azalacaktır.
Aynı zamanda karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik düzenlemeler, daha optimize rotaların ve daha az fiziksel işlem gerektiren gümrük modellerinin ön plana çıkmasına neden olacaktır. Bu dönüşüm hem operasyonel verimliliği artıracak hem de daha çevreci bir lojistik yapıyı destekleyecektir.
 
‘TRANSİTNET’İ STRATEJİK BİR DİJİTAL ÇÖZÜM PLATFORMUNA DÖNÜŞTÜRÜYORUZ’
Dijitalleşme ve veri odaklı sistemler, TransitNet platformunun gelişiminde nasıl bir rol oynuyor? Kullanıcı deneyimi açısından ne gibi yenilikler öne çıkıyor?
TransitNet’in gelişiminde dijitalleşme artık bir destek unsuru değil, iş modelimizin merkezindeki ana itici güç konumunda. Gümrük ve transit operasyonları doğası gereği yüksek hız, doğruluk ve kesintisiz veri akışı gerektiriyor. Bu nedenle platformumuzu geliştirirken temel odağımız; manuel süreçleri mümkün olduğunca azaltan, veriyi gerçek zamanlı işleyen ve kullanıcıya operasyonel görünürlük sağlayan bir yapı kurmak oldu.
Son yıllarda özellikle veri odaklı sistemlere yaptığımız yatırımlar sayesinde işlem süreçlerini daha akıllı hale getirdik. Örneğin; otomatik veri okuma ve doğrulama teknolojileriyle beyan giriş sürelerini önemli ölçüde kısaltırken, hata oranlarını da minimum seviyeye indiriyoruz. Aynı zamanda platform üzerinde oluşan operasyonel veriyi analiz ederek kullanıcılarımızın karşılaştığı darboğazları önceden tespit edebiliyor, sistem performansını proaktif şekilde iyileştirebiliyoruz. Bu yaklaşım yalnızca daha hızlı işlem yapmak değil, aynı zamanda daha öngörülebilir ve güvenilir bir operasyon sunmak anlamına geliyor.
Kullanıcı deneyimi tarafında ise en önemli yenilik, karmaşık gümrük süreçlerini kullanıcı açısından mümkün olduğunca sade ve sezgisel hale getirmek oldu. Bugün kullanıcılarımız daha az adımda işlem tamamlayabiliyor, anlık statü takibi yapabiliyor ve süreç içerisindeki kritik gelişmelere otomatik bildirimlerle ulaşabiliyor. Ayrıca farklı ülke gümrük sistemlerine entegre çalışan esnek altyapımız sayesinde kullanıcılarımız, operasyonlarını tek bir platform üzerinden yönetmenin avantajını yaşıyor.
Önümüzdeki dönemde yapay zekâ destekli öneri mekanizmaları, daha akıllı hata önleme sistemleri ve kişiselleştirilmiş kullanıcı panelleri gibi yeniliklerle TransitNet’i yalnızca bir işlem platformu olmaktan çıkarıp, müşterilerimizin karar alma süreçlerine de aktif katkı sağlayan stratejik bir dijital çözüm haline getirmeyi hedefliyoruz.
 
Avrupa hattında faaliyet gösteren Türk taşımacıların karşılaştığı başlıca gümrük ve transit zorlukları neler? SGS TransitNet bu noktada nasıl bir rol üstleniyor?
Avrupa hattında faaliyet gösteren Türk taşımacıların en temel sorunları arasında sürücülerin yaşadığı vize sıkıntıları, jeopolitik gelişmeler nedeniyle değişen güzergâhlar ve buna bağlı oluşan kapasite daralması yer alıyor. Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Rusya rotasının kapanması ve İran hattındaki kısıtlamalar, taşımacılığı büyük ölçüde Avrupa koridoruna yönlendirmiş ve bu durum hat üzerinde ciddi bir yoğunluk yaratmıştır.
Buna ek olarak, 180 güne kadar uzayabilen uzun ödeme vadeleri firmaların nakit akışını zorlaştırırken, gümrük süreçlerinde küçük prosedürel hatalara dahi orantısız cezalar uygulanması sektör için önemli bir risk ve maliyet unsuru oluşturmaktadır.
SGS TransitNet bu noktada taşımacılar için kritik bir çözüm ortağı olarak öne çıkmaktadır. Şirket, Avrupa genelinde güçlü bir teminat ağıyla transit işlemlerde finansal güvence sağlamakta ve taşımacıların banka teminatı bulma yükünü ortadan kaldırmaktadır.
YYS ve İzinli Gönderici yetkileri sayesinde gümrük süreçleri kendi tesislerimizde tamamlanabilmekte, böylece hem zaman kayıpları hem de ek maliyetler azaltılmaktadır. Ayrıca araç akışının hızlandırılması, sınır geçişlerinde beklemelerin azaltılması ve dijitalleşme ile süreçlerin sadeleştirilmesi sayesinde operasyonel verimlilik artırılmaktadır. Bu yapı, Türk taşımacıların Avrupa hattındaki teminat, gecikme ve bürokratik yük sorunlarına bütüncül bir çözüm sunmaktadır.
Lojistik ve taşımacılık sektörümüz, dünyada yaşanan gelişmelerden günümüzde oldukça olumsuz etkileniyor. Dilerim tüm sorunlar en kısa sürede çözüme kavuşur ve taşımacılık sektörümüzün yeniden yüzü gülmeye başlar.
 
‘AVRUPA’DA HİZMET AĞIMIZI GENİŞLETECEĞİZ’
Önümüzdeki dönemde SGS TransitNet’in büyüme hedefleri ve yeni hizmet alanları neler olacak? Özellikle uluslararası genişleme tarafında hangi adımları planlıyorsunuz?
İzinli Gönderici/YYS tesislerimizin farklı lokasyonlarda da açılması konusunda çalışmalar yürütüyoruz. Bunun yanı sıra bazı Avrupa ülkelerinde de bu tesislerin sayısını artırmak amacıyla ilgili ülkelerdeki SGS organizasyonlarıyla ortak çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Amacımız, Türk taşımacısına her noktada en iyi hizmeti sunabilmek.
Bunun yanında teknolojik yatırımlarımız ve dijitalleşme çalışmalarımız da devam ediyor. Ayrıca sektörümüze fayda sağlayacak ve faaliyet alanımızla doğrudan bağlantılı yan hizmetleri de müşterilerimize sunmayı hedefliyoruz.



SEKTÖRLER VE LOJİSTİK

  • Otomotiv
  • Enerji
  • Gıda
  • Akaryakıt
  • Tekstil
  • Kimya
  • İnşaat
  • Lastik
  • İhracat